Mucizeyi Beklemek Onu İmkansız Kılar

Deus Ex Machina // Korhan Karaoysal'a Dair

23 Kasım – 30 Aralık 2012 // Operation Room

Herşeyin sarpa sardığı ve insan aklının kifayetsiz kaldığı noktada, bu sınırlı, bu kusurlu akıl ancak bir mucizeden medet umar.

Deus ex machina.

Makineden tanrı, ya da tanrı makinesi.

Antik tiyatro izleyicisi, hayatın anlamını kavramak, aydınlanmak, ders çıkarmak ve adalet duygusunu pekiştirmek üzere, rahatsız koltuğunda bu anı beklemektedir. Felaketin kaçınılmaz olduğu, çözümsüzlüğün kader haline geldiği noktada mucize gerçekleşir. Büyük bir gürültü ile gökten tanrı iner, imkânsızı gerçekleştirir, sorunları bir anda çözer, insanların üzerine adalet ve selamet yağdırır.

Oyunun sihrine kendisini kaptırmış olan izleyici o ana kadar fazlasıyla gergin ise de, içten içe sonunda mucizenin gerçekleşeceğini, hak ettiği katarsise kavuşacağını, mutlu sonun ardından, kendi mütevazı sahnesinin, evinin yolunu  tuttuğunda huzur ve umut dolu olacağını bilmektedir.

Acaba onu evde de bir deus ex machina beklemekte midir? Hiç kuşkusuz, evet.

Artık bu iyimserlikle hayatı ağırdan alabilir, kendi beceriksizliklerine, zaaflarına, tembelliğine göz yumabilir, işler kötüye gittiğinde sadece sızlanmakla yetinebilir.

Nasıl olsa o en ağrılı, o en tahammül edilmez noktada mucize gerçekleşecektir.

Gel gelelim, kusurlu akıl ne yazık ki tahammül edilmezliğin ölçüsünü bilmediğinden ve kendisini içine soktuğu oyunun çapraşık ve sarmal kurgusu nedeniyle asla bilemeyeceğinden, hayat beyhude bir bekleme salonuna dönüşür.

Korhan Karaoysal'ın uzun süredir, en başından beri takip ettiğim külliyatı işte bana bunları hissettirir. Kendisini bu kemirici bekleme halinin dışında tutma kibirini göstermeden, hayatın güya modern, tempolu, karmaşık kamuflajının içinden çekip çıkarttığı sahneleriyle, sessizce önümüzü keser.

O, fotoğraf çekmek için yaşamaz; yaşadığı için fotoğraf çeker. Fotoğraflarına mesafesizdir. Kendisi de bu sahnelerin orta yerindedir. Hayatın askıya alındığı, nefeslerin tutulup -bize yetecek kadar olsun- mucizenin beklendiği anları kayıt altına alır.

Bunu ustalıkla yapar. Hayatın akışındaki bu farketmek istemediğimiz, aynı nedenle kısacık geçen duraksama anlarını allayıp pullamaz, kendisi başka bir mertebedeymiş gibi hoyratça davranmaz. Kader birliği içinde, sessizce hatırlatır, bizle birlikte anlamaya çalışır sadece.

Korhan'ın işleri şunu der:

Bekleme. Mucizeyi beklemek, onu imkânsız kılar.

Tanrı, yani huzur, bir makinenin içinden çıkmayacaktır.

Bu bir fotoğraf makinesi bile olsa.

O. Cem Çetin / 2013