Hatırladıklarımızın Bileşkesiyiz

Biçimin ve tekniğin sınırlarını zorlayan ve bu sayede özgürleşip kendine has olmayı başarabilen bir sanatçı Orhan Cem Çetin. Gümüş Gezegen adlı sergisi de bu durumu bir kez daha doğruluyor.
 

 
Gülsüm Kavuncu Eryılmaz / Star Gazete / 3 mart 2014

Sanatçı Orhan Cem Çetin'in Sanatorium'da açılan "Gümüş Gezegen" sergisi son derece çarpıcı ve beklenmedik unsurlar içeriyor. Gümüş Gezegen, Çetin'in düşünsel gücü ve sanatsal üslubunun etkileyici boyutlara ulaştığı bir sergi. Onun bu zamana kadar yaptığı işleri kategorilendirmeye, belli başlıklar altında incelemeye çalışmak imkânsız. Orhan Cem Çetin kalıpların ve sınırların ötesinde bambaşka bir dünya kurar ve aynı anda pek çok şeyi tartışmaya açabilir. Bu nedenle asla salt ‘fotoğrafçı' diye tanımlanamaz. Fotoğraf sadece düşüncelerini görselleştirmesinde bir araç olarak karşımıza çıkıyor bana kalırsa. Zaten ona göre ‘fotoğraf'ın kendisi bile her zaman sorgulamaya açık bir şey. Belki tam da bu yüzden fotoğraf için çizilmiş belli sınırların içinde asla durmak istemedi. "Yeni Çağ" serisinin parlak ve net fotoğraflarından sonra, Gümüş Gezegen'de "Renk'arnasyon" serisindeki gibi fotoğrafları manipüle ederek yeni anlamlar oluşturmuş. Kendisi bu sergi için "bir anlatma değil bir temsil çabasıdır." diyor. Her birimizin gün içinde defalarca gerçekleştirdiği bir şeydir hatıraları işine geldiği gibi değiştirme ve geçmişe dair pek çok şeyi başka başka şekillerde yeniden kurgulama. Belleğin kafa karışıklığı ya da bitmek bilmeyen bir sürecin içinde kendini durmadan yenilemesi. Orhan Cem Çetin bunu yaparken son üç yılda çektiği hatıra fotoğraflarından seçtiği kareleri kullanmış. "Hatırladıklarımızın bileşkesiyiz" diyor sanatçı fakat hatırladıklarımızın her an değişime uğrayan anılardan başka bir şey olmadığını da vurguluyor.

Biçimin ve tekniğin sınırlarında...

Sergideki fotoğraflar bunu o kadar güzel hissettirdi ki, bakarken sanki sabit bir şeye değil de hâlâ hareket eden ve hareketi asla sonlanmayacakmış gibi gelen lekelere bakıyordum. Karakterler bulanıklaşıp netleşiyor, çizgilerin renkleri değişiyordu. Bir süre sonra baktığım görüntüde kendi anılarımı canlandırmaya başladım, orada gördüğüm karakterler benim tanıdığım kişiler oldular ve bu tamamlanması mümkün olmayan yolculuk tam anlamıyla başka bir dünyaya götürdü beni. Biçimin ve tekniğin sınırlarını zorlayan ve bu sayede özgürleşip kendine has olmayı başarabilen bir sanatçı Orhan Cem Çetin. Fotoğraf adına yapılan tartışmaların bile ötesinde işler ürettiği için onu yakalamak zor. Sergi 22 Mart'a kadar Sanatorium'da, böyle şeylerle her zaman karşılaşmıyoruz sakın kaçırmayın derim!